ceza hukuku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ceza hukuku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARI - HAGB NEDİR?


5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 231. maddesinde düzenlenen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı, sanık hakkında mahkumiyet hükmüne bağlanan sonuçların ortaya çıkmasını engelleyen ve sanığa ikinci şans verilmesini sağlayan bir ceza muhakemesi kurumudur.          

Belirli şartların mevcut olması durumunda verilebilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı; sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün açıklanmasını ve bu anlamda hukuk aleminde sonuç doğurmasını engeller. Keza kişi hakkında HAGB kararının verilmesi durumunda bir mahkumiyet hükmünün varlığından söz edilemez.  Nitekim bu özelliği itibariyle de -suç konusu fiilin varlığı sabitse- HAGB kararı sanığın lehinedir.

HAGB kararının hukuki niteliği, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 231/5. maddesinde doğrudan kanun tarafından ifade edilmiştir. Anılan kanun maddesinde “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder.” denilmek suretiyle HAGB kararı verilmesi durumunda kurulan mahkumiyet hükmünün kişi hakkında hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağı belirtilmiştir.

Hakkında HAGB kararı verilen sanık, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemezse ve diğer yandan hakim tarafından belirlenen yükümlülüklere de uygun davranırsa CMK. 223/8. maddesine istinaden davanın düşmesine karar verilir. HAGB kararı verildiği andan düşme kararının verileceği ana kadar dava dosyası derdest olarak kalır bu nedenle kişinin sanık sıfatı devam eder.


 HAGB KOŞULLARI (ŞARTLARI) – CMK. 231

  1. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyetinin olmaması

Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi için adli sicil kaydına bakılmaktadır. Yalnız burada önemle belirtmek gerekir ki adli sicil kaydından silinmiş veya silinmesi için gerekli şartlar oluşmuş olmasına rağmen silinmemiş mahkumiyet kayıtları HAGB kararının verilmesine engel olmayacaktır. (Bakınız: Adli sicil kayıtlarının silinmesi) Ayrıca meri 5352 sayılı Adli Sicil Yasası hükümlerince silinmiş adli kayıtların görüldüğü arşiv kayıtlarının da dosya kapsamına getirilmelidir. Her ne kadar arşiv kaydına alınmış kayıtlar HAGB kararının verilmesine bir engel oluşturmasa da bu husus sanığın suç işlemeye eğiliminin ve yeniden suç işleyip işlemeyeceğinin kanaatine varılmasında yol gösterici olacaktır. Bu doğrultu da bakınız CGK KARARI.

  1. Sanığa verilen cezanın, 2 yıl veya daha az süreli hapis cezası veya adli para cezası olması      

Hapis cezası yönünden üst sınır 2 yıl olarak belirtilmiş olmakla birlikte adli para cezası yönünden üst sınır belirtilmemiştir. Dolayısıyla herhangi bir adli para cezasında üst sınıra takılmaksızın hükmün açıklanması geri bırakılabilir. Ayrıca belirtmek gerekir ki hem hapis hem adli para cezası verilmesi durumunda da hapis cezasının 2 yıldan fazla olmaması koşuluyla hükmün açıklanması geri bırakılabilir. 

  1. Sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılması

Sanığın suça eğiliminin belirlenmesi ve dolayısıyla yeniden suç işleyip işlemeyeceği konusunda doğru kanaate varılması bakımından yukarıda da belirtildiği gibi sanığın adli sicil kayıtlarının yanında adli sicil arşiv kayıtlarına da bakılması önem arz etmektedir.  

  1.  Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi

Yargıtay kararlarında manevi zararların giderilmesinin bu şart kapsamında değerlendirilmeyeceği ve sanığın tazmin suretiyle tamamen gidermesinin istendiği bu zararın kanaat verici basit bir araştırmayla belirlenebilecek maddi zarar olduğu belirtilmiştir.  

  1. Sanığın kabul etmesi
  1. Suçun Anayasa’nın 174’üncü maddesinde belirtilen inkılap kanunlarında yer alan suçlardan olmaması

HAGB SİCİLE İŞLER Mİ?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB ) kararları adli sicil kaydına işlenmez dolayısıyla adli sicil kaydında görülmez. Cumhuriyet savcılıklarından veya e-devlet üzerinden bir kuruma veya özel bir şirkete verilmek üzere alınan adli sicil kayıtlarında HAGB kararı görülmez.  Fakat CMK. 231/13 maddesi kapsamında bir soruşturma veya kovuşturmaya bağlantılı olarak sadece hakim ve savcıların görebileceği özel bir sisteme kaydedilir.

HAGB İTİRAZ DİLEKÇESİ

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması(HAGB) kararının sanığa tefhim veya tebliğinden sonraki 7 gün içerisinde kararı veren mahkemeye HAGB itiraz dilekçesi ile veya mahkeme tutanağına geçirilmek suretiyle itiraz edilmesi gerekmektedir. Mahkeme itiraz dilekçesini önce kendisi değerlendirir haklı görmezse itirazı incelemeye yetkili merciye gönderir.  

2019 tarihli bir Ceza Genel Kurulu kararına göre de mahkemenin verdiği HAGB kararına karşı; itirazı inceleyen mahkeme işin esasına girecek ve bir hukuka aykırılık tespit etmesi durumunda HAGB kararını kaldırabilecektir. 


hagb itiraz
HAGB kararına itiraz dilekçesi

HAGB itiraz
HAGB itiraz dilekçesi



HAGB SONRASI SUÇ İŞLEME

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB ) kararı sonrasında sanık, 5 yıllık denetim süresi içerisinde mahkemece belirlenen denetimli serbestlik tedbirine aykırı davranması halinde veya kasıtlı yeni bir suç işlemesi halinde açıklanması ertelenen (geri bırakılan) hüküm açıklanır.

HAGB kararına uyulmaması nedeniyle hükmün açıklanmasında sanığın, denetimli serbestlik tedbiri olarak belirlenen yükümlülüğe uymaması durumu ve kasti yeni bir suç işlemesi durumu farklılık arz etmektedir.

Sanığın yükümlü olacağı denetimli serbestlik tedbiri HAGB kararında belirtilir. Hagb kararına uyulmaması nedeniyle açıklanan hükmü mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.

Diğer yandan denetim süresi olan 5 yıl içerisinde sanık, kasıtlı yeni bir suç işleyebilir. Bu durumda Hagb kararına uyulmaması nedeniyle mahkeme, açıklanması geri bırakılan (ertelenen) hükmü yeniden bir değerlendirme yapmadan aynen açıklayacaktır. 


AV. TURAN ÖZKAYA





Suç ve Kabahat Nedir?


5237 SAYILI TCK VE 5326 SAYILI KABAHATLER KANUNU



Yasak alanlarda sigara içmek suç değil kabahattır.

     
 Bu yazıda suç ve kabahat kavramlarına ve bunların düzenlendiği iki temel kanun olan TCK ve Kabahatler Kanunundaki düzenlemelere değinilecektir. Bu sayede suç ve kabahat oluşturan fiillerin ayrımının nasıl yapılacağı, bunlara uygulanacak kuralların neler olduğu ve bu iki hukuki kurum arasındaki temel farklılıkların neler olduğu anlaşılmış olacaktır.

Suç ve Kabahat Ayrımı


Esas itibariyle suç ve kabahat kavramları hukuk düzeni tarafından hoş görülmemiş fiilleri ifade eder. Suç oluşturan fiil nasıl bir haksızlık ise aynı şekilde kabahat oluşturan fiil de bir haksızlıktır. Yani bu iki kavram özü itibariyle aynı şeyi ifade etmektedir. Bunlar özü itibariyle aynı olmakla birlikte niceliksel anlamda farklıdır. Suç kabahate göre daha büyük bir haksızlığı ifade eder. Bu düşünceden dolayı da suç olarak öngörülen fiiller daha ağır yaptırımlarla karşılaşır.


Hayvan severler hayvana işkencenin daha büyük bir haksızlık olduğunu düşündükleri için bu fiilin kabahat olarak değil de suç olarak düzenlenmesini istiyorlar.


Suç ve kabahatlere ilişkin karar alma süreçleri, kararlara karşı gidilecek kanun yolları, kararların infazının farklılaştırılması ve bunların iki ayrı kanunda düzenlenmesi tamamen hukuk politikasıyla ilgilidir.  Mülga 765 sayılı TCK'da olan cürüm-kabahat ayrımı terkedilmiş yeni TCK’da kabahatler dışında sadece suç oluşturan fiiller düzenlenmiştir. Kabahatler ise 5326 sayılı Kabahatler Kanununda düzenlenmiştir.

“Dar anlamda suç” olarak da nitelendirilen “suçlar” karşılığında yaptırım olarak “ceza” müeyyideleri öngörülmüştür. Suçlara karşılık verilecek para cezası “adli para cezası” olarak adlandırılır ve ayrıca sadece suçların karşılığında hapis cezası vardır.


Sadece suçların müeyyidesi hapis cezasıdır.



“Geniş anlamda suç” olarak da nitelendirilebilecek “kabahatler” karşılığında yaptırım olarak “idari yaptırım” müeyyideleri öngörülmüştür. Kabahatlere karşılık verilecek para ödeme yaptırımı “idari para cezası” olarak adlandırılır.

       Suçlara ilişkin karar alma süreçleri ve kararlara karşı gidilecek kanun yolları 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununda düzenlenmişken kabahatlere ilişkin karar alma süreçleri,  bunlara ilişkin gidilecek kanun yolları ve kararların infazı Kabahatler Kanununda düzenlenmiştir. Ayrıca nasıl bütün suçlar sadece Ceza Kanununda düzenlenmemiş başka kanunlarda da düzenlenmiş ise aynı şekilde Kabahatler Kanunu dışındaki başka kanunlarda da düzenlenmiş kabahatlerin olduğunu belirtmek gerekir.

TCK ve Kabahatler Kanunundaki düzenlemelerde suçlar ve kabahatlere ilişkin farklılıklar


1) Kanunilik İlkesi Açısından Farklılıklar


       Kanunilik ilkesi açısından TCK'ya göre Kabahatler Kanununda suçun kanuniliği ilkesi esnetilmiştir. TCK’da bilindiği üzere suçta ve cezada kanunilik ilkesi caridir ve idareye herhangi bir yetki verilerek bu kanunilik ilkesi herhangi bir şekilde esnetilmemiştir(TCK m.2). Buna karşılık Kabahatler Kanununda kabahat oluşturacak fiillerin belirlenmesi çerçeve norma sadık kalınmak şartıyla idare tarafından belirlenebileceği söylenerek kanunilik ilkesi yumuşatılmış ve bu konuda idareye yetki verilmiştir. Fakat kabahatlere karşılık yaptırımın türünün ve miktarının belirlenmesinde idareye herhangi bir yetki verilmemiştir.

2) Zaman Bakımından Uygulama Açısından Farklılıklar


       Bilindiği üzere TCK'da suç ve ceza normlarının değişikliğinde lehe kanun ilkesi geçerli iken infaz hukukuna ilşkin normlarda ise derhal uygulanırlık ilkesi geçerlidir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu zaman bakımından uygulamaya ilişkin konularda 5237 sayılı TCK'ya atıfta bulunmuştur. Dolayısıyla kabahatlere ilişkin normlarda da lehe kanun ilkesi ilkesi geçerlidir. Ayrıca idari yaptırım kararlarının yerine getirilmesine ilişkin konularda ise derhal uygulama ilkesi geçerlidir.

       Zaman bakımından uygulamadaki 5237 sayılı TCK ile 5326 sayılı Kabahatler Kanunu arasındaki farklılık kabahatin tamamlandığı anın belirlenmesi meselesi ile ilgilidir. TCK'da fiilin neticesinin gerçekleştiği an, suçun tamamlandığı an kabul edilir. Kabahatler Kanunu ise bunun aksine neticenin gerçekleştiği anı değil hareketin gerçekleştiği anı kabahatin tamamlandığı an olarak kabul etmiştir.

3) Kast ve Taksir Açısından Farklılık


       TCK’ya göre bir suç kural olarak kastla, istisnaen kanunun düzenlediği bazı suçlar bakımından taksirle işlenebilir. Buna karşılık Kabahatler Kanununa göre ise kabahat kural olarak hem kastla hem de taksirle işlenebilir. Bunun için kanunun ayrıca düzenleme yapmasına gerek yoktur.

4) Sorumluluk Açısından Farklılıklar


       TCK’da mutlak sorumsuzluk yaşı 12’dir yani 12 yaşını doldurmamış bir çocuğun fiili suç oluşturmayacaktır. TCK 12 yaşını doldurup 15 yaşını doldurmamış çocuklarda ise fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması durumlarını ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran haller olarak düzenlemiştir. Buna karşılık Kabahatler Kanununda ise mutlak sorumsuzluk yaşı olarak 15 yaşının doldurulması belirlenmiştir.


5) Teşebbüs Açısından Farklılıklar


       Teşebbüs bakımından Kabahatler Kanunu ile TCK ayrışmaktadır. TCK'ya göre kişi suça teşebbüsten sorumlu tutulurken Kabahatler Kanununa göre kişi kural olarak kabahate teşebbüsten dolayı sorumlu tutulmaz meğerki aksine bir kural olmuş olsun.

6) İştirak Açısından Farklılıklar


       Kabahatler kanununun 14. maddesinde düzenlenen iştirak hükmü ile TCK'da düzenlenmiş iştirak hükümleri arasında da farklılık vardır. Öncelikle Kabahatler Kanunu TCK gibi fail-ortak sistemini kabul etmemiştir. Kabahatin işlenişine iştirak edenler varsa bunların azmettirici veya yardım eden olduğuna bakmaksızın hepsine fail olarak idari para cezası verilecektir.

     Bir diğer farklılık Kabahatler Kanunu bağlılık kuralını kabul etmemiştir. TCK'da özgü suçu işleyen ve özel faillik niteliğini taşıyan kişiye iştirak eden kişiler için normalde o fiil suç oluşturmazken kanun bağlılık kuralı ile TCK m.40 da bu kişileri de azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutmuştur. Kabahatler Kanununa göre ise bu durumda iştirakçiler de özel faillik niteliğini taşımasalarda fail olarak idari para cezasına çarptırılırlar.

       Son olarak Kabahatler Kanunu m. 14/4 deki durumdan bahsetmek gerekir. Bu fıkraya göre ise fiil fail için özgü suç, iştirakçiler için kabahat oluşturuyorsa iştirakçiler suça iştirak hükümlerine göre sorumlu tutulacaklardır.

7) İçtima Açısından Farklılıklar


       TCK ile Kabahatler Kanununda fikri içtima konusunda farklı düzenlemeler vardır. TCK da fikri içtima*1 halinde işlenmiş olan suçlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır. Kabahatler Kanununda fikri içtima halinde birden fazla kabahatin hepsi idari para cezasını gerektiriyorsa en yüksek idari para cezası öngören kabahatten dolayı cezalandırılır fakat bu kabahatler farklı yaptırımlar öngörmüşse bu yaptırımların her biri ile ayrı ayrı sorumlu tutulur.

       Kabahatler Kanunu m.15/2 de TCK'da düzenlenmiş zincirleme suç hükmünün aksine bir düzenleme getirmiştir. Normalde TCK'ya göre bir kişiye karşı bir suçun farklı zamanlarda birden fazla kez işlenmesi durumunda(zincirleme suç) ve bir hareketle birden fazla kişiye karşı aynı suçu işlemesi durumlarında*2   faile ağırlaştırılmış tek bir ceza verilir. Kabahatler Kanununa göre ise aynı kabahatin birden fazla işlenmesi halinde ağırlaştırılmış tek bir idari para cezası değil her kabahat için ayrı ayrı idari para cezaları uygulanacaktır.

       Bir fiillin hem suç oluşturması hem de kabahat oluşturması durumunda ise m.15/3 e göre suçtan yaptırım uygulanamadığı sürece sadece kabahatten dolayı yaptırım uygulanır. Yani suçtan dolayı herhangi bir nedenden dolayı ceza uygulanamazsa kabahatten dolayı yaptırım uygulanabilecektir.

AV. TURAN ÖZKAYA


*1 Fikri içtima, bir fiille birden fazla farklı suçun işlenmiş olması durumudur buna doktrinde farklı neviden fikri içtima diyenlerde vardır.
*2 Bir hareketle birden fazla kişiye karşı aynı suçun işlenmesi haline aynı neviden fikri içtima diyenler de vardır.

Alkollü Araç Kullanma Suçu ve Cezası

Alkollü Araç Kullanma Suçu ve Cezası 

       Alkollü araç kullanmak suçu ve cezası TCK (Türk Ceza Kanunu) m.179/3 de düzenlenmiştir. TCK’nın ilgili maddesi şu şekildedir:

Madde 179 ...
(2) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.


Bu yazıda alkollü araç kullanma suçunun hangi şartlarda oluştuğunu ve alkollü araç kullanmanın cezası ve ceza için gerekli alkol sınırı anlatılacaktır.

ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMAK FİİLİ

       “Alkol ... etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanmak” suçun fiil unsurunu oluşturmaktadır. Madde metninden anlaşıldığı üzere sırf alkol almak suçun oluşması için yeterli değildir. Ayrıca alkol almak kişinin emniyetli bir şekilde araç kullanmasına engel olmalıdır. Kural olarak bu durum tespit edilmedikçe ve hakim tarafından gerekçelendirilmedikçe kişiye ceza verilemeyecektir.

ALKOL SINIRI KAÇ PROMİL?

alkollu-arac-sürme-alkol-siniri-kac-promil
Alkollü araç kullanma suçunun alkol sınırı 1.00 promildir.

  Karayolları Trafik Kanun'unun 48. maddesinin 6. fıkrasında alkollü araç kullanımına ilişkin mutlak bir karine benimsenmiştir. Bu karineye göre yapılan ölçüm sonucu  kişinin 1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu ortaya çıkarsa ayrıca emniyetli şekilde araç kullanıp kullanamama kriterinin tespitine gerek olmaksızın kişi alkollü araç kullanma suçunu işlemiş olacaktır.

       Yani kişi alkollü araç sürerken tespit edilmiş ve alkol seviyesi 1.00 promilin üzerinde çıkmışsa olayda bir hukuka uygunluk nedeni veya kusurluluğu ortadan kaldıran bir hal yoksa doğrudan üç aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacaktır.

       Ayrıca belirtmek gerekir ki bu kişiye KTK m. 48/5 hükmü gereğince idari para cezası ve sürücü belgesine süreli el koyma cezası da verilecektir.

  Alkol miktarının 1.00 promilin altında olması durumunda ise kişinin alkollü araç kullanma suçundan sorumlu tutulabilmesi için ayrıca emniyetli şekilde araç kullanamayacağının tespiti gereklidir.

 Alkol miktarı 1.00 promilin altında çıkarsa kişinin emniyetli bir şekilde araç kullanamayacağı nasıl tespit edilebilir? 


       İlk olarak doktor raporuyla bu tespitin yapılabileceği söylenebilir. Fakat burada özellikle belirtmek gerekir ki kişinin alkollü olduğuna dair doktor raporu yeterli değildir ayrıca bu kişinin emniyetli şekilde araç kullanamayacağına dair bir raporun alınması da gereklidir.

       Adli Tıp Kurumu, alkol ölçüm sonucu 0.30 ila 1.00 arasında çıkan kişilerin güvenli sürüş becerilerinin ivedi olarak yapılacak detaylı doktor muayenesiyle tespit edilebileceğini ifade etmektedir.

       Örnek vermek gerekirse kişinin yapılan ölçüm sonucunda 1.00 promilin altında alkollü ortaya çıkarsa ve araba kullanmasının riskli olduğu gözlemleniyorsa emniyetli bir şekilde araç kullanamayacağının tespiti için hastaneye götürülerek doktor raporu alınmalıdır. 1.00 promilin üzerinde kişi alkollü çıkarsa doktor raporuna gerek yoktur.

       Alkol almış kişinin emniyetli bir şekilde araç kullanamayacağının ispatı için doktor raporu şart olmayıp dışa yansıyan başka bulgularla da bu durum ispat edilebilir. Bunlara örnek tanık beyanları, olay yeri kamera ve görüntü kayıtları veya trafik tutanakları verilebilir. Hakim, kişinin güvenli bir şekilde araç kullanamayacağı hususunu gerekçelendirmek suretiyle hükmünü tesis etmelidir.

TEHLİKE DOĞMUŞ OLMA ŞARTI ARANACAK MIDIR?

  Alkollü araç sürmek suçu soyut tehlike suçudur. Yani ayrıca “tehlikenin doğmuş olup olmadığının” tespitine gerek yoktur. TCK m. 179/3’deki suçun oluşması için sadece alkollü olarak trafiğe çıkmış olmak yeterlidir.

Kişinin araç kullandığı karayolunda başka hiçbir sürücü olmasa dahi bu suç oluşacaktır.

ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMA SUÇU ANCAK KAMUYA AÇIK ALANLARDA İŞLENEBİLİR!


  Kanun metninde geçen “trafik” kelimesinden ne anlaşılacağı Karayolları Trafik Kanununun 3. maddesinden anlaşılabilir.

Trafik : Yayaların, hayvanların ve araçların karayolları üzerindeki hal ve hareketleridir.
Karayolu : Trafik için kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlardır.

       KTK’dan anlaşıldığına göre kamuya açık olmayan alanlar üzerinde trafiğin olması söz konusu değildir.

       Sonuç olarak kamuya kapalı alanlar üzerinde örneğin bir çiftlik içindeki yol üzerinde bu suçun gerçekleşmesi mümkün değildir.


       TCK m.179/3 kastla en azından olası kastla işlenebilen suçtur. Dolayısıyla kişinin alkollü veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli olarak araç kullanamayacağını bilmesi yada en azından bunu göze alması ve buna rağmen aracı kullanması gerekmektedir.

İdari Para Cezası ve Ehliyete El Koyma Cezası


       Alkollü araç kullanmanın 2918 sayılı kanuna göre yaptırımı idari para cezası ve ehliyetin belirli süreliğine geri alınmasıdır. Karayolları Trafik Kanununun 48/5’inci maddesinde bu yaptırımlar düzenlenmiştir.

KAÇ PROMİLİN ÜSTÜNDE BU YAPTIRIMLAR UYGULANIR?


       İdari para cezası ve ehliyete el koyma yaptırımlarının uygulanabilmesi için gerekli olan promil alt sınırları;
bir

  • hususi otomobili alkollü olarak kullanan kişi için 0.50 promil,
  • hususi otomobil dışında bir aracı alkollü olarak kullanan kişiler için ise 0.21 promildir
Yapılan ölçüm sonucu, bu alt sınırlardan yüksek çıkması durumunda yaptırım uygulanır.

İDARİ PARA CEZASININ MİKTARI NE KADARDIR VE SÜRÜCÜ BELGESİNE NE KADAR SÜREYLE EL KONUR?


Yaptırımı ise 2018 yılı için 1.002 TL idari para cezası ve 6 ay süreyle sürücü belgesine el koymadır

Son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru 5 yıl içinde
ikinci kez alkollü araç kullanma halinde 1.256 TL idari para cezası ve iki yıl süreyle sürücü belgesine el koyma,

3 ve 3’den fazla kez alkollü araç kullanma halinde ise 2.018 TL idari para cezası verilir ve her seferinde 5’er yıl süreyle sürücü belgesine el konur.


Uyuşturucu veya uyarıcı madde alarak araç kullanma

Uyuşturucu veya uyarıcı madde alarak araç kullanmanın 2918 sayılı karayolları trafik kanununa göre yaptırımı nedir?

       Uyuşturucu veya uyarıcı madde alarak araç kullanmanın 2918 sayılı kanuna göre yaptırımı idari para cezası ve ehliyetin belirli süreliğine alıkonulmasıdır. Karayolları Trafik Kanununun 48/8’nci maddesine göre bu kişilere 2018 yılı için 5.167 TL idari para cezası verilir ve sürücü belgelerine 5 yıl süreyle el konur. Bu kişiler hakkında ayrıca TCK uyarınca soruşturma açılır.